Yaşam

 

Türkiye’de İlkleri Başarmış Kadınlar

06.03.2017

Türkiye’de İlkleri Başarmış Kadınlar
   


“Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.” Mustafa Kemal Atatürk

Kimilerine hala çok sıra dışı veya yanlış gelen bazı doğruların anlaşılmasını sağlamak için önümüzde hala uzun bir yol var ve hepimize bu konuda sorumluluk düşüyor. Bu çağda (bile) tartışmak ve laf anlatmak zorunda kaldığımız birçok konuda yıllar yıllar önce harekete geçen ve ‘yasak’ yollara çıkma cesaretini gösteren kadınlar, harekete geçmemiz için bize ilham verebilir.

Hem toplumsal hem de bireysel sayısız mücadeleyle birçok konuda öncü olan isimler:

SAFİYE ALİ - TÜRKİYE'NİN İLK KADIN DOKTORU
Safiye Ali, I. Dünya Savaşı sürerken doktor olmak için Almanya’ya gitmekten çekinmedi. Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne devam edip zorlu bir eğitimi başarıyla tamamladı; bir Osmanlı paşasının kızı olarak gittiği Almanya’dan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın doktoru olarak döndü. İlk zamanlar tanınmadığı için muayenehanesine kimsenin gelmediği hatta kadın olduğu için düşük vizite ücreti ödemek isteyenlerin bile olduğu anlatılıyor. Nuran Yıldırım’ın yazdığı Türkiye’nin İlk Kadın Doktoru Safiye Ali adlı kitaptan: “Şüphesiz daha o devirde kızlarını doktor yapmak değil, fazla okutmayı bile bir lüks telakki eden insanlar arasında Safiye Hanımın gösterdiği şevk ve gayret bir hayal telakki edilebilecek kadar aykırı bir fikirdi. Bilhassa genç bir Türk kızının yabancı bir memlekete yalnız olarak gitmesi o devrin zihniyetine göre hiç de kabil-i hazm değildi. Bu zihniyete rağmen Safiye Hanım Almanya'daki tahsilini, adi ve basit bir mesele telakki etmiş ve maruz kaldığı müşkülata rağmen saha-i hakikate isalden de geri kalmamıştır.”
 
MİHRİ MÜŞFİK HANIM - ÇAĞDAŞ RESİM ÇALIŞMALARINI BAŞLATAN İLK KADIN
Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını ilk başlatan kadın ressam. Özellikle portreleriyle tanındı. Tanınmış kişilerin portrelerini yaptı. Kız öğrencilerin devam ettiği bir Güzel Sanatlar Akademisi olan İnas (Kız) Sanayi Nefise Mektebi’nin ilk kadın yöneticisi oldu; pek çok kadın ressamın yetişmesine emeği geçti. Resme olan tutkusu nedeniyle aristokrat yaşamını terk etti ve yoksul bir yaşam sürdü. Yaptığı bir resmi Sultan II. Abdülhamit'e takdim edince saray ressamı Zonaro’nın öğrencisi oldu. Böylece Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam unvanını aldı.

SABİRE AYDEMİR - İLK KADIN VETERİNER
Tıp fakültesine giderek doktor olmayı planlarken, veteriner fakültesini bünyesinde bulunduran Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün kız öğrencileri de kabul ettiğini öğrenince hayvanlara olan sevgisi nedeniyle bu bölüme yöneldi. 1984'te Kadınların seçme ve seçilme hakkının tanınmasının 50. yılı nedeniyle T.B.M.M tarafından kendisine "İlk Bayan Veteriner Hekim" olarak ödül ve plaket verildi.
 
AFİFE JALE - İLK KADIN TİYATRO OYUNCUSU
İlk Türk tiyatro kadın oyuncusu olan sanatçı, tiyatroya olan aşkı ile bir ilki başardı. Müslüman kadınların sahnede rol yapması, oynaması günah ve yasak olan bir dönemde zoru başardı. Rol aldığı tiyatro oyunlarında polis tarafından yapılan baskınlardan son anda kurtulan ancak son baskında yakalanarak polisler tarafından götürülen Afife Jale, devlete karşı geldiği, isyan çıkardığı, dine uygun olmayan bir iş yaptığı gibi görüşlerle belli bir kesim tarafından hırpalanır. Babası da sanatçıyı evlatlıktan ret eder. 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına sahneye çıkma yasağını ortadan kaldırınca Afife Jale özgür bir şekilde oyunculuğu yapmaya başlar. Turnelere çıkan sanatçı, birçok tiyatro oyununda rol alır. Fakat yaşadığı zor günler, yüksek stres ve şiddetli baş ağrıları nedeniyle gördüğü tedavilerin ardından morfin bağımlısı haline gelmişti. Ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırılarak, henüz 39 yaşındayken yaşama veda etti.
 
SÜREYYA AĞAOĞLU - İLK KADIN AVUKAT
Türkiye’nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır. Ayrıca kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir. Adalet Bakanlığı’nda staj yaptığı sırada sadece erkeklerin yemek yiyebildiği bir lokantada yemek yemesi çok dikkat çekip konuyla ilgili hoşnutsuzluklar artınca ve babası da bu duruma karşı çıkınca kendisini anlayacağını düşündüğü için bir araya geldiklerinde konuyu Mustafa Kemal Atatürk’e anlatır. Ancak Mustafa Kemal, Süreyya Ağaoğlu’na “Babanın da, Rauf Bey’in de hakkı var” der. Hayal kırıklığına uğrayan Süreyya, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken bir yetkili içeri girer ve “Paşa, sizi bekliyor” der. Atatürk, Süreyya Ağaoğlu’na “Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor” diyerek arabaya davet eder. Otomobil İstanbul Lokantası’nın önünden geçerken, Atatürk, şoföre durmasını söyler. Bozüyük Milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona: “Bugün Süreyya’yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek” der. Süreyya çok şaşırır. Latife hanım yemekte onun kulağına eğilip, “Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi” deyince durumu anlar. (Bir Ömür Böyle Geçti – Avukat Süreyya Ağaoğlu – Kadın Eserleri Ve Bilgi Merkezi Vakfı –İstanbul Barosu Yayınları)
 
SABİHA BENGÜTAŞ - İLK KADIN HEYKELTIRAŞ
1992 yılında aramızdan ayrılan Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşı Sabiha Bengütaş’la yapılan bir röportajdan:

Erkek meslekdaşlarınız, abideler hakkında muhtelif fikirler ileri sürdüler, siz ne düşünüyorsunuz?
Mevcut ecnebi eserlerine bakarsak, abidelerin Türklere yaptırılmasında hiçbir mahzur görmüyorum. Eğer şaheserler yaptırılmak isteniyorsa, o zaman hakikî üstatlar çağırılsın, abideler onlara yaptırılsın.
Sonra Türkler arasında yaptırılacak abideler için açılan müsabakaların, sanat sahasında beynelmilel müsabakalarda riayet edilen şartlara uygun olarak yapılmasını temenni ederim.
Klâsik ve Modern hakkındaki fikriniz?
Mizaç itibarı ile ne klasik ne de modernim. Esasen üslûp mevzubahs olamaz. Aranılan şey, sanat kıymetlerinin mevcut olup olmamasıdır. Yalnız, şunu ilâve edeyim ki, sanatte, istediğini yapabilecek kıymette olan sanatkârların modern çalışmasını, yani cesaret göstermesini, tasvip ederim. Yoksa, acizden doğan bir modernizmin tamamı ile aleyhindeyim.
Bundan başka en modern tanınmış büyük sanatkârlar da uzun zamanlar klâsik çalışmış kimselerdir. “Mektep” teşkil edebilmiş ne kadar sanatkâr varsa, o kadar da nazariye vardır. Fakat hepsinde temel ve esas, duygu ve samimiyet değil midir?
Umumî temayülleriniz?
Yukarıda da saydığım sebeplerden dolayı, çok tetkik etmek, fakat taklit etmemek taraftarıyım. Sanat, her şeyden evvel, şahsi olmalıdır.

Diğer öncü isimlerin hayat hikâyelerine aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

İlk Kadın Savaş Muhabiri ve Fotoğrafçı: Semiha Es 
İlk Kadın Otomobil Yarışçısı: Samiye Morkaya 
İlk Kadın Opera Sanatçısı: Semiha Berksoy
İlk Kadın Televizyon Spikeri: Nuran Devres 
İlk Kadın Jet Pilotu: Leman Altınçekiç
İlk Kadın Matematik Profesörü: Prof. Dr. Selma Soysal
İlk Kadın Pilot: Sabiha Gökçen
İlk Kadın Emniyet Müdürü: Feriha Sanerk
 


ŞUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anksiyeteyle Başa Çıkmanın 11 Yolu
Detay

Yaşam

Anksiyeteyle Başa Çıkmanın 11 Yolu

Kronik anksiyete ve stres karşısında en etkili sakinleşme yolları.

Küçük Narsistler Yaratılıyor
Detay

Yaşam

Küçük Narsistler Yaratılıyor

Yetişkinler olarak ergenliğe geçiş dönemindeki hassas bireylere farkında olmadan verdiğimiz mesajlarda daha dikkatli olmalıyız.

Gözlükler İçin Pratik Tüyolar
Detay

Yaşam

Gözlükler İçin Pratik Tüyolar

Gözlük kullananların çok işine yarayacak 5 yöntem.

YORUM YAZIN
  Ad *
   
  E-posta *